Yapay Zekâ Dil Çeşitliliğini Gerçekten Koruyor mu?

18 Temmuz 2026 | Sosyodilbilim & NLP

Üretken yapay zekâ sistemleri artık yalnızca bilgi veren araçlar değil; aynı zamanda milyonlarca insanın her gün iletişim kurduğu dijital muhataplar hâline geldi. Peki bu sistemler, kullanıcıların konuştuğu bölgesel ağızları ve lehçeleri gerçekten tanıyor mu, yoksa fark etmeden hepsini standart dile mi dönüştürüyor?

ICLaVE 2026 kapsamında sunduğum çalışmada beş farklı büyük dil modeli (GPT-4o, Gemini 1.5, Llama 3.1, Qwen 2.5 ve DeepSeek V3), beş farklı İngilizce ve Almanca dil çeşidi üzerinden incelendi. Sonuçlar dikkat çekiciydi: Modellerin baskın davranışı, lehçeleri sessizce standart dile dönüştürmek oldu.

Lehçelerin Sessiz Dönüşümü

Özellikle African American English (AAE), çalışma kapsamındaki hiçbir model tarafından özgün biçimiyle korunmadı; tüm yanıtlar Standart Amerikan İngilizcesine dönüştürüldü. Buna karşın bazı Avrupa lehçelerinde kısmi ya da tam koruma örnekleri görüldü. Bu durum, eğitim verisindeki temsil eşitsizliğinin ötesinde, modellerin "idealize edilmiş" dil formlarına eğilimli olduğunu gösteriyor.

Yapay zekâ sistemlerinin sürekli olarak standart dili yeniden üretmesi, sosyodilbilimde uzun süredir tartışılan "standart dil ideolojisi"nin dijital ortamlarda da devam ettiğini düşündürüyor.

Sadece Teknik Bir Tercih mi?

Bu bulgular yalnızca teknik bir tercih olarak değerlendirilemez. Dil, kimlik ve toplumsal aidiyetin ayrılmaz bir parçasıdır. Yapay zekâ asistanlarının kullanıcıya kendi lehçesinde yanıt verememesi veya onu standart bir forma "düzeltmesi", aslında dilsel bir dışlama biçimidir.

Gelecekte yapay zekâ sistemlerinin başarısı yalnızca doğru cevap vermeleriyle değil, kullanıcıların dilsel çeşitliliğine ne kadar saygı gösterebildikleriyle de ölçülecek gibi görünüyor. Kapsayıcı bir yapay zekâ ekosistemi, standart dilin hakimiyetini değil, dilsel renklerin korunmasını gerektirir.